Bu sayfada Yoga Eğitmeni Duygu Ertan'in en son yazılarını bulabilirsiniz.

Bırakabiliyor musunuz?

 

Yoga’dan spor dalı olarak bahsetmek yanlış olacaktır. Yoga bir disiplindir ve bütünsel yaşama sanatıdır. Hayatımızın her alanına yansır. Yoga’yı aklın huzuru ve uyumu için yapıyoruz ve 2 şey gözetiyoruz. Disiplin ve bırakma...

Ne yapıyorsak disiplinle yapacağız sonra da bırakacağız. Yaptığınız şeye  “bağımlı” olmak  bir gün yapamadığınız zaman sizi mutsuzluğa sürükler. Denir ki; yapmak istediğin şey için önce bilgi al, iyice öğren, sonra üzerinde çalış, disiplinle çalış ve sonunda bırak.... Bağımlı olma...

Örneğin üniversitede işletme okudunuz ve amacınız yönetici olmak. En iyi şekilde bilgiyi üniversiteden aldınız, mezun olup bir şirkette çalışmaya başladınız. Ve kariyer basamaklarını tırmandınız... En sonunda hayalini kurduğunuz pozisyonu “yöneticiliği” elde ettiniz.... Peki ya emekli olduğunuzda ne olacak? Bırakmayı öğrenmezseniz elinizde teşekkür belgeniz ve ofis eşyalarınızla kalakalır depresyondan depresyona girersiniz...

Bundan dolayıdır ki bırakmayı öğrenmek, sizi mutlu eden sebebe “bağımlı” olmamak asıl mutlak mutluluğu getirecektir.

Mutlu ve bol “yoga”lı günler dilerim...

Sevgiyle,

Duygu Ertan

Yoga Eğitmeni

 

YOGA ZAMANI

 

Güneş gözlüğün ve parmak arası terliğinle terlemeden yürüyebiliyorsan en güzel zamanı gelmiştir Mersin’in.... Bahar zamanı...

Bir iki haftadır içim kıpır kıpır. Kış sezonunun planları projeleri aklımda...” Duygu’yla Yoga”da yapabileceğim sayısız plan program... Aklım sürekli yeni kış sezonunda...

Artık “YOGA” zamanı... Bahar yorgunluğuna, kış depresyonuna yakalanmamanın en iyi yolu YOGA...

YOGA haricindeki tüm spor dalları sadece “beden” ile ilgilenirken YOGA; zihni sakinleştiriyor, doğru nefes almayı öğretiyor, bedenimizi güçlendirip duruşumuzu dikleştiriyor.

Zihin, nefes ve beden bütünlüğü sağlandığı sürece stres ve hastalıklar bizden hepp uzak kalıyor... Daha mutlu, daha huzurlu ve çok daha sağlıklı bireyler oluyoruz böylece. Ayrıca yaşlılığa da yatırım yapıyoruz...

O zaman şimdi Duygu’yla Yoga’da  “YOGA ZAMANIII”

Sevgiyle,

Duygu Ertan

Yoga Eğitmeni

 

Hastalıkların asıl sebeplerinin psikolojik olduğunu biliyor muydunuz?

 

Her hastalık bir duyguyu temsil etmektedir. Bedenimizin sağ tarafı “güc”ü, sol tarafı “duygu”ları temsil eder. Derslerimde de çok sık karşılaşıyorum. Duygusal kişiler sol bacaklarının üzerinde daha rahat dengede durabiliyorken, sağ bacağı üzerinde rahat dengede duranlar daha güç odaklı kişiler oluyor.

Günümüzde en sık karşılaşılan problemlerden bir tanesi sırt sorunlarıdır. Sırt sorunları; desteklendiğini hissedememek, duygusal zorluklarla başa çıkamamak, duygusal olarak tükenmiş hissetmeyi temsil ediyor.

Biraz daha detaya girecek olursak;

Sırtın alt bölümündeki sorun; parasal kaygıları, bir durumdan veya ilişkiden kaçma isteğini temsil etmektedir.

Sırtın orta bölümündeki sorun; suçluluk duygusu, özgüven düşüklüğü ve kendini destekleyemediğini hissetmeyi temsil etmektedir.

Sırtın üst bölümündeki sorun; duygusal destek alamamak, duygusal olarak tükenmiş hissetmek, başkalarından sevgiyi esirgiyor olmayı temsil etmektedir.

Burada en önemli şey kendinize ve hayata güvenmek. Kendinize ve hayata güvendiğiniz sürece evren sizi her zaman hem maddi hem de manevi olarak destekleyecektir.... Buna inanın...

Sağlıklı, keyifli bol “yoga”lı günler dilerim...

Duygu Ertan

Yoga Eğitmeni

 

 

Hayatının Filmini Çek

 

Gözlerini kapat... Ve hayatının filmini izle.... Ne yapmak isterdin? Nasıl birisi olmak isterdin? Nerede olmak isterdin?

Sadece izle... Ama  “nasıl” demeden... Hislerine odaklan... Detayları gör... Beyninin müdehale etmesine izin verme... Sadece seyret ve hisset...

Bunu bir adım daha öteye taşı... Hayatının panosunu yap... Dergilerden, gazetelerden yaşamak istediğin hayatı çağrıştıran fotoğraflar kes... Büyük bir kartona, giyinme dolabının iç veya dış kapağına veya her zaman görebileceğin bir yere yapıştır. Bu fotoğraflara her gün bak... Hisset.... Gözlerini kapat, yeniden ve yeniden izle bu filmi...

Unutma ki beyin gördüğüne inanır. Zihninde canlandırdığına inanır... Eğer olmuyorsa da “senin hayırına olmadığını” er yada geç farkedeceksin...

Çok istediğim bir şey vardı. Rengini anlatıp detaylarını veriyordum.  Hayalimde canlandırıyordum... Olma olasılığı çok düşük olan bir şeydi... Ve şimdi o benim... Aynı detaylarla, aynı renkle...

Geçen hafta panomu yeniledim... Yeni fotoğraflar... Yeni bir film... Gerçekleştiklerinin yerlerine gerçek fotoğraflarını yapıştıracağım...

Sen de kapat gözlerini... Kendi filmini çek... Bırak evren görevini yapsın... Gerçeğe dönüştürsün... Sen sadece keyfini sür...

 

Sevgiyle,

Duygu Ertan

Yoga Eğitmeni

Yoga’nın 8  Basamağı

 

Patanjali’ye* göre Yoga’nın 8 basamağına ashtanga (ashta=sekiz, anga=basamak) adı verilmektedir.  Ve bu 8 basamaklı yolun sonunda “samadhi” yani aydınlanma, mutlak mutluluk vardır.

İlk dört basamak kişinin kendisi ve bedeniyle ilgilidir ve farkındalık sahibi olabileceğimiz diğer dört basamağa bizi hazırlamaktadır.

 

Bu sekiz basamak;

  • Yama: İçsel güçleri kontrol etmektir.  Çalmama, dürüstlük,  zarar vermeme,  arzuların üzerinde kontrol sahibi olmak, açgözlü ve istifçi olmamaktır.

  • Niyama: Kişinin kendi öz disipliniyle ilgilidir. Bedensel temizlik, düzen, kararlılık,  kişinin kendine dönmesi,  mutlak teslimiyet duygusudur.

  • Asana: Yoga duruşlarıdır. Bedeniniz asla terk edemeyeceğiniz evinizdir. Asanalar ile sağlam ve sağlıklı hale getirilmelidir.

  • Pranayama: Prana, yaşam gücüdür. Nefes, yapı taşımız olan hücrelerin gıdasıdır. Ve denir ki; “ Nefes yoksa ben de yokum. “

  • Pratyahara:  Düşünce çerçevesini dışarıdan içimize çevirmektir.

  • Dharana:  Asana, pranayama ve pratyahara konsantrasyonumuzu arttırır. Dharana ise dikkatimizi tek bir noktada toplamamaızı sağlar.

  • Dhyana:  Meditasyon olarak da adlandırabileceğimiz kesintisiz konsantrasyon halidir.

  • Samadhi: Mutlak mutluluk halidir.

Hayattaki en büyük amacımız da bu değil mi zaten? Mutlu olmakJ

 

Mutlu ve bol Yoga’lı günler dilerim.

 

Duygu Ertan

Yoga Eğitmeni

*Patanjali; M.S. 2. ya da 3. yüzyılda yaşamış olduğu düşünülüyor.  Yoga için rehber niteliğinde olan “Yoga Sutralar”ı  bir araya getiren bilge kişidir.

 

Bırakabiliyor musunuz?

 

Yoga’dan spor dalı olarak bahsetmek yanlış olacaktır. Yoga bir disiplindir ve bütünsel yaşama sanatıdır. Hayatımızın her alanına yansır. Yoga’yı aklın huzuru ve uyumu için yapıyoruz ve 2 şey gözetiyoruz. Disiplin ve bırakma...

 

Ne yapıyorsak disiplinle yapacağız sonra da bırakacağız. Yaptığınız şeye  “bağımlı” olmak  bir gün yapamadığınız zaman sizi mutsuzluğa sürükler. Denir ki; yapmak istediğin şey için önce bilgi al, iyice öğren, sonra üzerinde çalış, disiplinle çalış ve sonunda bırak.... Bağımlı olma...

Örneğin üniversitede işletme okudunuz ve amacınız yönetici olmak. En iyi şekilde bilgiyi üniversiteden aldınız, mezun olup bir şirkette çalışmaya başladınız. Ve kariyer basamaklarını tırmandınız... En sonunda hayalini kurduğunuz pozisyonu “yöneticiliği” elde ettiniz.... Peki ya emekli olduğunuzda ne olacak? Bırakmayı öğrenmezseniz elinizde teşekkür belgeniz ve ofis eşyalarınızla kalakalır depresyondan depresyona girersiniz...

Bundan dolayıdır ki bırakmayı öğrenmek, sizi mutlu eden sebebe “bağımlı” olmamak asıl mutlak mutluluğu getirecektir.

Mutlu ve bol “yoga”lı günler dilerim...

 

Sevgiyle,

 

Duygu Ertan

Yoga Eğitmeni

 

 

Zihnin saflığı yemeğin saflığına bağlıdır...

 

Demiş Swami Sivananda.

 

Haylinizdeki arabayı düşünün...  ve onu aldığınızı... Alıyoruz yakıtımızı çıkıyoruz yollara...

Bedenimizin yakıtı da besinlerimizdir.    Nasıl hayalinizdeki arabaya kötü yakıt koymazsınız, olabildiğince özen gösterirsiniz. Bedeninize daha fazla özen göstermeniz gerekmektedir. Arabayı değiştirebilirsiniz! Ya bedeninizi?

Yaşam boyu süren beslenme alışkanlığımız çocukluk döneminde kazanılmaktadır. Bu sebeple özellikle ebeveynlere çok iş düşmektedir. Sağlığın da hastalıkların da temeli çocuk yaşta atılmaktadır.

 

Kuvvetli bir sabah kahvaltısı metabolizmanın çalışmasını sağlıyor. Kahvaltı ile güne başlanmadığı takdirde metabolizma uyku modunda kalıyor. Yapılması gereken kahvaltıyı olabildiğince erken yapıp metabolizmayı uyandırmaktır. Öğün atlamak ve yeterli ölçüde su içmemek de kilo aldıran bir diğer unsurdur.  Beyin kıtlık psikolojisine girip aç ve susuz kalacağını düşünerek vücuttaki yağı ve suyu tutmaya başlıyor.

Her dönemde özellikle yaza girmeye çalıştığımız şu günlerde yeni bir diet , beslenme bilgisi, doğrular- yanlışlar... kısacası bilgi kirliliği düşüyor gündeme... Peki ne yapacağız? Ne yiyip ne içeceğiz?

 

Bence hayatın sırrı olduğu kadar beslenmenin de sırrı “denge”. Herşeyden dengeli ve abartmadan yenildiği takdirde vücudumuzun ihtiyaçları karşılanacaktır. Tabiki ne kadar doğal o kadar iyi...

 

Çok sevdğim bir laf var... Anneannenin anneannesinin yemediğini sen de yemeyeceksin...

Yoga felsefesine göre “ne yersen o’sundur.” Ne yiyeceğimizi iyi seçmemiz gerekiyor bu yüzden.

Hepinize sağlıklı, keyifli, lezzetli günler dilerim.... Ve tabi bol “Yoga”lı...

 

Sevgiyle,

 

Duygu Ertan

Yoga Eğitmeni

 

Test sonucunu geldi... Sonuç pozitif...Hamilesin... (01/06/2015)

 

Şimdi artık ufak düzenlemelere geldi sıra.... Aşırıya kaçmadan sağlıklı beslenmek, 

 

bol bol dinlenmek, öğün atlamamak, ilk dönemlerdeki duygu durum değişikliklerinin 

 

geçici olduğunu hatırlamak... Sonra.... Ver elini Yoga....

 

Neden mi Yoga?

 

 

Büyük hastaneler artık “hamile yogası” nı bünyelerine eklemeye başladılar çünkü 

 

hamileler için sayısız yararları bulunmaktadır. Bu yararlardan bazıları;

 

Hamilelik sırasında ortaya çıkabilecek duygu durum değişikliklerini ve özellikle son 

 

aylarda görülen endişe, kaygı gibi duyguları yapılan meditasyonlarla en aza 

 

indirmektedir. Bebekle beraber artan kalp atış hızını doğru nefes çalışmaları ile 

 

normale yaklaştırmaktadır ve nefes çalışmaları doğum sırasında en büyük destekçin 

 

olacaktır. Merkezleme tekniği ile özellikle hamileliğin ilerleyen döneminde ortaya 

 

çıkacak duruş bozukluklarının önüne geçilmesini sağlar. Sırt kaslarını güçlendirerek, 

 

özellikle son haftalarda artan sırt ağrısı şikayetlerini azaltır. Doğum sonrasında 

 

vücudun daha hızlı toparlanmasını sağlar.

 

 

Yapılan çalışmalar göstermiştir ki; mutlu ve sevgi dolu bir hamilelik geçiren annelerin 

 

bebekleri de daha sağlıklı olmakta ve güçlü bağışıklık sistemi sayesinde daha az 

 

hastalanmaktadırlar. Bu bebeklerin ilerde daha az psikolojik sorun yaşayacağı 

 

düşünülmektedir.

 

 

Hamile yogası’nda yapılan nefes, meditasyon ve asanalar(yoga duruşları) sayesinde 

 

kişi kendini daha huzurlu, zinde ve sağlıklı hisseder.

 

Vakit kaybetmeden buluşalım....

 

 

Sevgiyle,

 

 

Duygu Ertan

 

Yoga Eğitmeni